Geleneksel damak tatlarımızdan olan Hariyre (Pestil) ve Iğkuvde (Cevizli sucuk) yapımına başlandı.Pestilin yaş haline Havdel denilir. Köy çocukları, çok sevdiği bu tatlı bulamacı yemek için, yapıldığı her evin etrafında gezerler. Bunun farkında olan büyükler onları çağırarak ikramda bulunur. Şayet büyükler işine dalmış ve çocukları fark etmemiş olsa, çocuklardan biri gider ve "tavni mın ravbıt havdelkın" der. Yani "tatlınızın mayasından verin" der. Bu istek çocukların nazeket ve uyanıklık karışımında bir isteğidir.
Mazruvna üzümü yetişti. Onun harika şırasından HAVDEL ve HARİYRÊ yapılmaya başlandı. Bağdan CEMBÊlerle taşınan mazruvna üzümü MA'SARAda ayaklarla çiğnenerek sıkılıyor. Elde edilen şıra DIST adı verilen büyükçe kazanlarda kaynatılır. Ayrıca içindeki tortular dibe çöksün diye içine kaya tozu atılır. Kaynatıldıkça köpürür. Köpükleri alınan şıra biraz dinlendirildikten sonra içine un katılarak tekrar kaynatılmaya başlanır. Kaynatıldığı süre boyunca da dibi tutmasın diye karıştırılır... Havdel kıvamına geldiğinde kazanların altındaki ateş çıkarılır veya kazan ateş üzerinden indirilir. Önceden hazırlanmış ÇELTE adı verilen kumaşlar açılır ve içine havdel dökülür. Havdel kumaşın üzerinde eşit bir şekilde dağılsın diye çelte değişik taraflara kaldırılıp indirilir. Sonra bu çelteler damlara serilir. Rüzgar çelteleri uçurmasın diye kenarlarına taş konulur. 2-3 saat bekletilen çelteler, kaldırlıp damlardan aşağıya doğru sarkıltılır. Havanın sıcaklığına göre 2-3 gün sonra kuruyan havdel, Hariyrê halini alır. Çelteler eve alınıp hariyrê kumaştan rahat ayrılsın diye alt tarafları hafifçe ıslatılır. Kumaştan ayırılan hariyrê uygun ebatlarda kesilir, yapışmaması için unlanır ve çeşitli şekillerde katlanır. En çok IKTİYBÊ şekli verilen hariyrêler DEBDUBlere konulurdu. Şimdi daha çok plastik bidonlara konulmaktadır. Kış ve ilkbahar boyunca tatlı niyetine ve dağa gidenlerin ekmeğine katık olmak üzere tüketilir. Hayvan otlatan RA'İ adı verilen çobanların TÜREsinde (torbasında) mutlaka hariyrê vardır.