|
Arapların/Mahalmilerin/Kösevilerin Özel Günleri Dırmala Mevsimi
Özenle beslenerek istenen kıvama gelen besili bir hayvan, havanın soğumasıyla birlikte kesilir. Parçalanan et tuzlanarak çeşitli kaplarda saklanır. Kışın soğuk aylarından yaz aylarına kadar et ihtiyacı buradan karşılanır.Dırmala eti pişirilmeden önce beş on saat suda bekletilerek tuzunun çözulmesi sağlanır. Oldukça farklı ve lezzetli bir tadı vardır. Eskiden çok yaygın olan bu beslenme geleneği zamanımızda yavaş yavaş terk edilir oldu. Köyümüzde her evde mutlaka dırmalalık hazırlığı olurdu. Koylü ya elindeki hayvanlardan birini dermalaya ayırır ya da yılın yaz aylarında ilçenin meşhur hayvan pazarı olan arasaya iner ordan dırmalalık hayvan alır. Aylarca dırmalalık olan hayvan semiz olması için özel beslenir. Nihayet kasım ayı gelince dermalayı boğazlama vakti gelir. Bu ay bütün ev ahalisi için oldukça keyifli geçerdi. Çünkü harman, et harmanıdır.yılın en bol besini bu günlerde ettir. Bugünler çocuklar için bayram günlerinden farksızdır. Bütün çocuklar boğazlanmış hayvanın başında üşüşürler, kendi paylarına düşecek böbrek, dalak, veya bir et parçasının yolunu gözlerler. Sobaların kurulduğu ilk günlerdir. Bazen sobaların üstünde dırmala gününe has, et kavurma pişirilir. Bazen sobadaki odun közlerinde cızbız yapılır. İsmail Serhan HÊLLE: Karda Sürek Avı Köylerimizde yaşatılan ir gelenek daha vardır ki sadece kışın karlı havalarda sürdürülür. İşte bu gelenek HÊLLE dediğimiz karda yapılan sürek avıdır. Bu av genelde silahsız yapılır. Çünkü avlanacak keklik, tavşan veya tilki karda saplanıp kacamaz. Avcılarda ellerinde 'anguz dediğimiz meşe ağacından yapılmış kalın sopaları kullanırlar. Ama çoğu kez kurt saldırısı tehlikesine karşı avcılar yanlarına silah da alırlar. Hêlle, yeryüzünü örtecek 15-20 santimetre kadar kar yağdığında 17-18 yaş üstündeki erkeeklerin guruplar halinde ava çıkmasıdır. Hêlle geleneği köylerde şöyle yaşanmaktadır: Ava çıkmaya niyetlenmiş biri yüksek bir dama çıkar "hoooooo te'av lıl-hêlle" (hoo sürek avına gelin) diye bağırır. Bu diğer köylülere bir davettir. Daveti yapan ile katılmak isteyenler "fıl sehê" dediğimiz köy meydanında toplanırlar. Yeteri kadar kişi toplandığında (ki bu guruplar en az 4-5 ile zaman zaman 15-20 kişi olabilmektedir.) nerye gidileceğine karar verilerek, ava çıkılır. Ava gidenler yanlarına, sopa, bıçak ve tüfek alırlar. Bazıları hiçbir şey almaz. Önceden kararlaştırılmış yerler belli bir aralıklarla dizilmiş avcılar tarafından taranır. Bir av görüldüğünde "ce 'aleeeeyyyk!" (sana doğru gelldiiii!) diye bağırılır. Avı kimin ilk görüp kaldırdığı önemli değildir. Önemli olan avı kimin yakaladığıdır. Ama çoğu kez birden fazla av yakalayan kişi av yakalayamamış arkadaşlarına bir av vererek kimsenin boş dönmemesini sağlarlar. Zira ne kadar çok av yakalanmışsa gurubun başarısı o kadar fazla olur ve köylüler arasında övüçle konuşulur.
|
|
Dırmalanın geçmişi geleneklerimizde çok eskilere dayanır. Eskiden buzdolaplarının olmayışı, etin toplu halde muhafaza edilme ihtiyacı dırmalanın ortaya çıkış sebeplerindendir. Ama şunu da ifade edelim ki günümüzde buzdolapları o kadar yaygın olmasına rağmen halen bu geleneğin devam ettirilmesi dırmala etinin lezzetinin doyumsuzluğundan ve bu geleneğin kültürümüzde iyice kökleşmesinden kaynaklanıyor.
